Gönderen Konu: Dönem Sonu Muhasebe İşlemleri  (Okunma sayısı 8479 defa)

muzur_06

  • Aktif Üye
  • ***
  • İleti: 233
  • Cinsiyet: Bay
  • Dost bazen minik bir kuş bazen var olmayan sevgili
Dönem Sonu Muhasebe İşlemleri
« : 01 Temmuz 2008, 16:39:12 »
Dönem sonu Muhasebe İşlemleri
1.      Envanter İşlemleri İçin Hatırlatma
A.  Sayımlara Katılma 
3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ gereği tam tasdik kapsamında denetim yapılan  müşterilerimizin sene sonu envanter işlemlerinden olan;
Kasa sayımı
Stok sayımı işlemlerine
müşavirliğimizce görevlendirilmiş yetkili bir çalışanımız katılacaktır / katılmıştır.
B.  Hesap Mutabakatlarının Yapılması
Bilindiği üzere, firmaların yıl içerisinde çalıştıkları bankalar, satıcılar, müşterilerle ilgili olarak yıl sonu bakiyelerinin kontrolü açısından mutabakat yapmaları gerekmektedir.
Muhasebe departmanlarının, bankalarla temasa geçerek dekont ve ekstrelerini almaları ve satıcı ve müşterilerle ilgili hesap mutabakatlarını kısa zamanda sağlamaları hesapların sağlıklı kapatılabilmesi açısından zorunludur.
Konuyla ilgili olarak, 3568 sayılı kanun ve ilgili 19 No'lu Tebliğ gereği tam tasdik kapsamında denetim yapılan şirketler için Müşavirliğimizce mutabakat yapma gereği ortaya çıktığından firmamızca tarafınıza yollanacak olan mutabakat mektuplarının ilgili banka, satıcı ve müşterilere gönderilerek, denetimlerimiz öncesinde, hesap mutabakatlarının yapılması, denetimlerin daha süratli ve sağlıklı neticelenmesini sağlayacaktır.

2.            Kasa farklarının değerlemesi ve muhasebe kayıtları

Kasa hesabı işletmelerin nakit varlığını gösteren hesaplardan biri olup, yasal defter kayıtları üzerinden, kasa hesabının borcu ile alacağı arasındaki fark "kasa mevcudunu" verir. Kasa mevcudu hiçbir zaman alacak (matlup) bakiye vermez.

İşletmede, dönem içinde veya  yıl sonu sayımında kasa fazlalığı veya noksanı ortaya çıkmış ise ve bu tutarlar ilgili düzenleyici hesaplara alınmış ise, sözkonusu fark hesaplarının dönem sonunda kapatılması gerekir. Farkların nedeni bulunabiliyor ise

nedenlerle, bulunamıyorsa noksanlık, kanunen kabul edilmeyen gider hesabı; fazlalık ise olağandışı gelir hesabı ile kapatılacaktır.

A.  Kasa sayım noksanı

Fiili kasa mevcudu, kaydi mevcuttan az ise kasa noksanı söz konusudur. Kasa noksanının, Gelir Vergisi Kanunu'nun 88'inci maddesinin son fıkrasında yeralan "....sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz." hükmüne göre dönem kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün değildir.

Kasa noksanlığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "197-Sayım ve Tesellüm Noksanları"dır. Anılan hesap geçici bir hesap olup, kapatılması gerekir. İşleyişi ise şu şekildedir:

_____________________ / ________________________

197      Sayım ve Tesellüm Noksanları XXX

                        100      Kasa Hesabı                XXX

_____________________ / ________________________

-           Kasa noksanlığının nedeni kasa sorumlusu ise;

_____________________ / ________________________

135      Personelden Alacaklar            XXX     

            197      Sayım ve Tesellüm

                        Noksanları                               XXX

_____________________ / ________________________

Kasa noksanlığının nedeni çalınma ise veya neden bilinemiyorsa, hesap şu şekilde kapatılır;

_____________________ / ________________________

689      Diğer Olağan Dışı Gider ve Zararlar    XXX

 

                        197      Sayım ve Tesellüm

                                   Noksanları                               XXX

_____________________ / ________________________

 

Kasadan para çalınması, normal ticari faaliyet sonucu ortaya çıkan bir zarar olmadığı için, bu şekilde ortaya çıkan kasa noksanlıklarının kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesi ve ticari kardan mali kara geçişte, ticari kara ilave edilmesi gerekir.

B          Kasa sayım fazlası

Fiili sayım sonucu kasa mevcudunun, yasal kayıtlara göre oluşan mevcuttan fazla olduğunun tespit edilmesi durumunda kasa fazlalığı hali söz konusudur. Kasa fazlalığı, bilanço aktifinde artışı ifade etmektedir. Kasa fazlalarının, fazlalığın çıktığı dönem gelirlerine kaydedilmesi gerekmektedir. Ancak belgelendirilebilen kasa fazlaları ise, dönem gelirlerine kaydedilmeden, gerekli düzeltme kayıtları yapılmalıdır.

Kasa fazlalığı halinde, gerekli düzeltici muhasebe kayıtlarında kullanılan hesap "397. Sayım ve Tesellüm Fazlaları"dır. Bu geçici hesabın işleyişi şu şekildedir:

_____________________ / ________________________                               

 

100      Kasa Hesabı                 XXX

 

            397      Sayım ve Tesellüm Fazlaları     XXX

_____________________ / ________________________

-           Kasa fazlalığının nedeni bilenmiyorsa yapılması gereken kayıt;

_____________________ / ________________________

100      Sayım ve Tesellüm Fazlaları     XXX

 

            671      Önceki Dönem Gelir ve

                        Karlar                                       XXX

_____________________ / ________________________

C           Kasa döviz mevcutlarının değerlemesi
İşletmede döviz kasası varsa, dönemsonunda döviz miktarının doğruluğu tespit edilmeli, kasa noksanı veya fazlası olması halinde yukarıda belirtilen işlemlere göre kayıtlar yapılmalıdır.

Vergi Usul Kanunu’nun 280’nci maddesinin uygulanmasında yabancı paraların değerlenmesinde kullanılacak kurlar Maliye Bakanlığınca tespit olunmaktadır.

Maliye Bakanlığınca açıklanacak yıl sonu kurları açıklandığı tarihte ayrıca duyurulacaktır. Açıklanacak kurlarla yapılacak değerleme sonucu, döviz kurunda meydana gelen farka göre aşağıdaki kayıtlar yapılır;

____________________/_______________________

100      Kasa    XXX

 

                             646 Kambiyo Karları                      XXX

                                    Lehte oluşan kur farkı

_______________________/____________________

 

656        Kambiyo Zararları          XXX
 

                             100       Kasa                                 XXX

aleyhte oluşan kur farkı

_______________________  /  __________________

D         Alınan çekler, verilen  çekler ve ödeme emirleri

Türk Ticaret Kanunu’nda vadeli çek olmamakla birlikte uygulamada vadeli çek kullanılmaktadır. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği’ne uygunluk açısından vadesi 31.12.2002 tarihinden sonraya sarkan vadeli çeklerin 101 Alınan Çekler hesabından çıkarılarak 121-Alacak Senetleri hesabı veya 127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına virmanlanması uygun olacaktır.Yeni dönem açılış kaydından sonra vadeli çekler tekrar 101- Alınan Çekler hesabına virmanlanmalıdır.

Alınan Çeklerin 121-Alacak Senetleri hesabına alınması ve ticari alacakların reeskonta tabi tutulması durumunda alınan ve verilen çeklerden kaynaklı reeskont gider ve gelirinin ticari kardan mali kara geçişte dikkate alınması zorunludur.

Bu konudaki önerimiz bağlayıcı olmamakla birlikte vadeli çeklerin 127-Diğer Ticari Alacaklar hesabına virmanlanmasıdır.

Benzer şekilde değerleme günü itibariyle henüz bankaca ödenmeyen ve 103-Verilen Çekler Ve Ödeme Emirleri hesabında yer alan çekler de 321-Borç Senetleri hesabı veya 329-Diğer Ticari Borçlar hesabında izlenir.

3.      Bankalar, vadeli mevduat ve repo gelir tahakkukları

Bu hesapla ilgili olarak dönem sonlarında banka ekstreleri ve işletme kayıtları karşılaştırılarak varsa eksik kayıtlar giderilir. Dönem sonunda banka tarafından hesaba tahakkuk ettirilen faizler 642-Faiz Gelirleri hesabına kaydedilerek dönemin gelirleri arasında gösterilir.

Maliye Bakanlığı 67 seri nolu KVK Genel Tebliği ile, vadeli mevduat ve repo hesapları ile ilgili olarak değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden faiz tutarının ticari kazancın elde edilmesi ilgili GVK’nın 38 ve 39, KVK’nın 13. maddeleri uyarınca elde edenler tarafından hesaplanıp gelir olarak dikkate alınması gerektiğini düzenlemiştir.

Ancak vadeli mevduata ilişkin söz konusu düzenleme Danıştay 4. Dairesi tarafından iptal edilmiştir. Anılan tebliğin repo kazançları ile ilgili kısmı ise hala yürürlüktedir. Kısaca değerleme gününe isabet eden gelirin tahakkuk ettirilmesine gerekliliğine ilişkin düzenleme vadeli mevduatlar için kaldırılmıştır, ancak repolar için devam etmektedir.

Bankaların tahakkuk ettirdikleri ve ilgili şirketçe gelir yazılan faizler üzerinden kesilen vergi ve fonların Kurumlar Vergisi Beyannamesi hazırlanması sırasında hesaplanan vergiden mahsup edileceği unutulmamalıdır. Beyanname aşamasında vergi mahsubunun yapılabilmesi, durumun bankadan alınmış yazı ile ispatlanmasına bağlıdır.

 4.      Menkul kıymetlerin vergilendirilmesi

4369 sayılı kanun ile 279’uncu madde 31.12.1998 tarihinden geçerli olmak üzere şu  şekilde değiştirilmiştir;

Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeli ile, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin ( kur farkı dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi sureti ile hesaplanır. Ancak,borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler, alış bedeli ile değerlenir.

aa) Alış bedeli ile değerlenecek menkul kıymetler;

-          her türlü hisse senetleri

-          fon portföyünün en az % 51’i Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri

-          kar zarar ortaklığı katılma belgeleri

 

bb) Borsa rayicine göre değerlenecek menkul kıymetler

-          devlet tahvili                                             -           gelir ortaklığı senetleri

-          hazine bonosu                                         -           dövize endeksli senetler

-          enflasyona endeksli senetler                   -           altına endeksli senetler

-          özel sektör tahvilleri                                 -           finansman bonoları

-          banka bonoları                                         -           varlığa dayalı menkul kıymetler

-          TKİ’nce çıkarılan tahviller                          -           KOİ ve Öİ ‘ce çıkarılan tahviller

-          Yatırım fonu katılma belgeleri ( fon portföyünün % 51’inden azı Türkiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşması şartı ile) 

Sayılan menkul kıymetler için bir borsa oluşmadığından, menkul kıymetlerin alış bedeline, değerleme gününde isabet eden gelir ilave edilmek sureti ile işlem yapılacaktır. Menkul kıymetlerden dövize endeksli olanlar için alış tarihinden değerleme gününe kadar olan kur farkları da gelir kaydedilecektir. Hesaplanan gelir, ilgili menkul kıymet hesabına borç, ‘642-Faiz Gelirleri’ hesabına ise alacak kaydedilecektir.

5.      Alacaklar

A.  Değersiz alacaklar
Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesine göre “ kazai bir hükme veya kanaat getirici bir vesikaya göre artık tahsiline imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaktır. Değersiz alacaklar,  bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler’’.

Kanunun uygulamasında alacağın değersiz sayılması için kazai hükümle kasdedilen mahkeme kararıdır. Kanaat verici vesika ise, mahkeme tarafından verilmiş borçlu hakkındaki gaiplik kararı, icra takibatına  ait dosyanın işlemden kaldırıldığını gösteren icra memurluğu yazısı, borçlunun ölümü ve mirasçılarının bulunmadığını kanıtlayan resmi soruşturma belgesi, Ticaret Mahkemesi tarafından  borçlu hakkında verilmiş bulunan iflas kararı gibi belgelerdir.

Değersiz hale gelen alacaklar, değersiz hale geldikleri yıl kayıtlı değerleri ile zarara geçirilerek yok edilirler.

Borçlu ile konkordato anlaşması yapılmış ise konkordato dışı kalan alacak kısmı değersiz alacak addolunur.

Avans niteliğindeki bir alacağın değersiz alacak  haline gelmesi  nedeni ile karşılık yolu ile gider yazılması mümkün değildir.

B.  Şüpheli alacaklar
Vergi Usul Kanunu’nun 323’ncü maddesine göre ticari veya zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartı ile ;

-                      dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;

-                      yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen , borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar  şüpheli alacak sayılır.

Şüpheli hale gelen alacaklar için değerleme gününde tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir.

Teminatlı alacaklarda karşılık, alacağın teminatsız kısmı için  ayrılır.

Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar zarar hesabına intikal ettirilir.

Bu düzenlemelere göre bir alacağın şüpheli sayılarak gider yazılabilmesi için şu unsurları taşıması gerekir;

-                      Alacak ticari işle ilgili olmalıdır.

-                      Alacak defterde yazılı olmalı yani karın oluşumuna etkide bulunmuş olmalıdır.

-                      Alacağın teminata bağlanmamış olmalıdır.

-                      Karşılık ayrılacak olan alacak, Kamu idare ve müesseselerinden olan alacak veya hatır bonolarına istinaden ortaya çıkan alacak olamaz.

-                      Alacak için, şüpheli hale geldiği takvim yılında karşılık ayrılabilir. Şüpheli hale gelen alacak için ilgili yılda mükellef karşılık ayırma konusunda serbest iken , izleyen yıllarda karşılık ayrılması konusunda çelişkili Danıştay kararları mevcuttur. İlgili yılda şüpheli hale gelmiş ancak karşılık ayrılmamış bir alacağın yok edilmesi, değersiz hale gelmesine bağlıdır.

-                      Şüpheli alacağın sonradan tahsil edilen kısmı dönem karına ilave edilir.

Şüpheli hale gelen alacaklar için dönem sonu kayıtları aşağıdaki gibi olacaktır.

                                                __________________  / ________________________

Alacağın Şüpheli                    128 Şüpheli Alacaklar               XXX

Hale Gelmesi 

                                                                                 120 Alıcılar                    XXX

                                                _________________  /  ________________________

 

Alacak İçin Karşılık                     654  Karşılık Giderleri                    XXX

Ayrılması                                                               

                                                                                 129 Şüp.Al.Kar.            XXXX

                                                __________________  /  _______________________

C.  Vazgeçilen alacaklar
Vergi Usul Kanunu’nun 324’ncü maddesine göre  konkordato veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu karşılık hesabına alınan miktar, alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolunur.

Konkordato veya sulh yolu ile alınmasından vazgeçilen alacaklar, alacaklı yönünden değersiz alacaktır. Borçlu yönünden ise gerçek pasifte bir azalma olmuş, özsermaye artmıştır. Bu nedenle vazgeçilen alacak borçlu yönünden hasılat (kar) hükmündedir. Ancak kanun koyucu, borcu bağışlanan kişinin vazgeçilen alacağının, alacaktan vazgeçildiği yıl değil, izleyen yıllarda vergilendirilmesini öngörmüştür.

Vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterinde açılan özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesaba alınan alacak üç yıl içinde zararla kapatılmadığı takdirde üçüncü  yıl kara aktarılır.

Normal bekleme süresi üç yıl olmakla birlikte daha önce işin bırakılması, ölüm veya kurumlarda devir halinde kara aktarılır. Geçmiş yıl zararları, kaynağı ne olursa olsun, bekleme süresi içinde vazgeçilen alacaktan mahsup edilemez.

6.      Yabancı para cinsinden olan borç ve alacakların kur değerlemesi

Vergi Usul Kanunu’nun 280’nci maddesinde yabancı paralar açısından getirilmiş olan değerleme ölçüsü, döviz cinsinden ifade edilen senetli veya senetsiz bütün borç ve alacakların değerlenmesi için geçerlidir.

Döviz cinsinden ifade edilen senetli veya senetsiz borç ve alacakların değerlemesinde kullanılacak döviz kurları, Maliye Bakanlığının tebliğ tarihini izleyen günlerde müşterilerimize duyurulacaktır.

Alacak senetlerinin değerlemesi sonucu lehte ortaya çıkan kur farkının kaydı;

__________________/____________________

 

121 Alacak Senetleri   XXX

 

                             646 Kambiyo Karları                  XXX

__________________ /____________________

 

Borç senetlerinin değerlemesi sonucu ortaya çıkan aleyhte kur farkının kaydı ise;

 

__________________  /____________________

 

656 Kambiyo Zararları                             XXX

 

                               321  Borç Senetleri                 XXX

__________________  /_____________________

şeklinde olacaktır.

7.      Alacak ve borç senetlerinin reeskontu

 

A.  Reeskont işlemi

 Alacak ve borçlar Vergi Usul Kanunu'nun 281 ve 285'inci maddelerine göre  mukayyet, yani deftere kayıtlı değerleriyle değerlenirler. Aynı Kanunun 264’üncü maddesine göre tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değeridir.

VUK hükümlerine göre senede bağlı alacaklar ve senede bağlı borçlar, banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin borç ve alacakları tasarruf değeri ile değerlenir.

Senede bağlı alacak ve borçların tasarruf değeri (değerleme gününde arz ettiği değer) reeskont işlemi ile hesaplanır.

Reeskont işlemi banka, banker ve sigorta şirketlerinin senede bağlı olsun olmasın bütün borç ve alacak işlemleri için zorunludur. Bunun dışında kalan mükellef grupları için ihtiyari olmakla birlikte sadece senede bağlı borç ve alacaklar reeskont işlemine tabi tutulabilir.

Reeskont uygulamasının VUK ve VUK tebliğleri ile düzenlenmiş bir takım şartları vardır. Bunlar şu şekildedir:

-                      Alacak ve borç senede (TTK’da düzenlenmiş bono ve poliçeye) bağlanmış olmalıdır.

-                      Senede bağlı alacak ve borç ticari bir ilişkiden kaynaklanmış, yani dönem kar-zararı tespitine etki etmiş olmalıdır.

-                      Reeskonta tabi tutulacak senedin bir vade içermesi ve dönem sonu itibariyle vadesinin dolmamış olması gerekir.

-                      Alacak ve borç senedinin işletme bilanço aktifinde yer alması gerekir.

Bu şartları taşımayan senetler mali kazanç açısından reeskont işlemine tabi tutulmayacaktır.

·       Teminata veya tahsile verilen senetler: Teminata veya tahsile verilen senetler de anılan şartları taşımak kaydıyla reeskont işlemine tabi tutulabilirler.

·       Şüpheli alacaklarda reeskont: Şüpheli alacaklar genel olarak vadesi geçmiş olan alacaklardır. Vadesi geçmemiş olsa dahi şüphelilik halinin kesinleşmesi ile birlikte sent muaccel hale geleceğinden bu tür senetler için dönem sonunda reeskont hesaplanmaz. Şartları taşıması halinde şüpheli alacak karşılığı ayrılır.

·       Avans niteliğindeki alacak senetlerinde reeskont: Dönem ticari kazancının tespitinde dikkate alınmayan (hasılat yazılmayan) senetlere dönem sonu itibariyle reeskont hesaplanmayacaktır. Hatır senedi de bu kapsamdadır.

·       Senetsiz alacaklarda reeskont: Senede bağlanmamış alacaklar için mali kanunlar açısından reeskont hesaplanmayacaktır. Bu tür alacaklar için hesaplanan reeskont giderleri KKEG olarak değerlendirilmelidir.

·       Vade içermeyen senetler: Vade içermeyen senetler reeskonta tabi tutulmayacaktır.

·       KDV alacakları: KDV, tahsil eden işletme için bir hasılat veya gelir unsuru değildir. İşletmenin fonksiyonu burada vergi tahsiline aracılıktır. Bu nedenle işletmelerin müşterilerinden olan senede bağlı KDV alacağı için reeskont hesaplanmayacaktır. Eğer senet normal hasılat yanında KDV tutarı da içeriyorsa KDV alacağı ile diğer alacak ayrıştırılarak KDV alacağı reeskont işlemine tabi tutulmayacaktır.

Reeskont yapma konusunda seçimlik hakkı olan mükellef gruplarından alacak senetlerini reeskonta tabi tutanlar, borç senetleri varsa bunları da zorunlu olarak reeskonta tabi tutmak durumundadırlar.

B.  Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Sermaye Piyasası Kanunu açısından reeskont işleminin değerlendirilmesi

Maliye Bakanlığınca yayımlanan 1 numaralı Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği uyarınca mükellefler alacak ve borç senetlerini reeskonta tabi tutmak zorundadırlar .

Sermaye Piyasası Kanunu’na tabi olan şirketler ise bu kanun gereği senede bağlı borç ve alacaklarının yanı sıra vadeli çeklerini de reeskonta tabi tutmak zorundadırlar.

Ancak vergi kanunlarının tanımış olduğu ihtiyariliğin, tebliğ hükmü ile değiştirilemeyeceğinden hareketle, reeskont işlemi yapmama konusunda seçeneğini kullanan şirketlerin herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşmayacaklarını düşünüyoruz.

Reeskont yapma konusunda kendilerine seçimlik hak verilen mükellef gruplarının, bu hakkı reeskont yapmama şeklinde kullanmak istemeleri halinde, ticari kardan mali kara geçişte bu noktayı kullanabilecekleri ve reeskontun vergi matrahı üzerindeki etkisini giderebileceklerini söyleyebiliriz.

C.  Yabancı para cinsinden olan senede bağlı borç ve alacaklar reeskonta tabidir

4369 Sayılı Kanunla Vergi Usul Kanunu’nun 280’inci maddesine eklenen ve 29/7/1998 tarihinde yürürlüğe giren Kanun hükmüne göre yabancı para ile olan senede bağlı alacak ve borçlar da reeskonta tabi tutulabilecektir. Yabancı para cinsinden olan alacakların reeskontunda kullanılacak olan oran olarak, senet üzerinde yazılı olan oran, böyle bir oran belirtilmemişse Londra Bankalar Arası Faiz Oranı (LIBOR) kullanılacaktır.

Bu kapsamda, açıklanan LİBOR oranlarının ay ve vade dönemlerinin arasına isabet eden vade dönemleri için faiz oranlarının interpole edilerek belirlenmesi gerekecektir. Diğer bir deyişle, en yakın iki tarih arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edilip ilgili vade için gün sayısı baz alınarak hesaplanan faiz oranının reeskont hesabında kullanılacaktır.

 

Aşağıda İngiltere Bankalar Birliği’nin 29 Aralık 2001 itibariyle (2001 dönem sonu için) döviz cinsi ve vade türlerine göre açıklamış olduğu LIBOR oranları ve bu oranlar baz alınarak oluşturulan bir örnek yer almaktadır. 2002 dönemi sonunda  açıklanacak LİBOR oranları ayrı bir bültenle tarafınıza sunulacaktır.

 

Örnek :  Vadesine 2002 Ocak ayı başından itibaren 63 gün kalan EURO cinsinden bir senedin reeskont hesaplamasında kullanılacak faiz oranını tespit edebilmek için 2 ve 3 aylık vadelerin farkı alınıp bu aylar arasındaki günlük LIBOR oranı tespit edildikten sonra, 2 ayı aşan 3 günlük fark 2 ayın vadesine artı veya eksi olarak eklenir. Şöyle ki;

 

 

3.ayla 2. Ayın Farkı  (3.30000 – 3.31750 = -0.01750)     

Günlük LIBOR oranı (-0.001750/30 = -0.00058 )

3 günlük fark             ( -0.00058 * 3 = -0.00175)

63 günlük LIBOR oranı ( 3.31750 – 0.00175 =  3.31575)

 

 

 
 EUR
 USD
 GBP
 JPY
 CHF
 CAD
 AUD
 
1 hafta
 3.34000
 1.89125
 4.63313
 0.05375
 1.71167
 2.25000
 4.22969
 
2 hafta
 3.34000
 1.87813
 4.47219
 0.05375
 1.70333
 2.23833
 4.23469
 
1 ay
 3.33000
 1.87375
 4.14781
 0.06625
 1.78833
 2.14000
 4.24750
 
2 ay
 3.31750
 1.87500
 4.11688
 0.07125
 1.81667
 2.12167
 4.21969
 
3 ay
 3.30000
 1.88125
 4.10625
 0.09713
 1.83667
 2.10000
 4.20250
 
4 ay
 3.28250
 1.91125
 4.10625
 0.09838
 1.84000
 2.08333
 4.19750
 
5 ay
 3.26625
 1.94250
 4.12000
 0.09975
 1.84833
 2.07000
 4.20219
 
6 ay
 3.25438
 1.98125
 4.13625
 0.09988
 1.84833
 2.06000
 4.21438
 
7 ay
 3.25125
 2.05063
 4.18813
 0.10138
 1.86667
 2.08000
 4.22719
 
8 ay
 3.25438
 2.11625
 4.25000
 0.10225
 1.88500
 2.10000
 4.24500
 
9 ay
 3.26438
 2.18125
 4.30813
 0.10513
 1.91167
 2.12333
 4.26500
 
10 ay
 3.28563
 2.26625
 4.37375
 0.10538
 1.94500
 2.18333
 4.29750
 
11 ay
 3.30688
 2.35625
 4.44188
 0.10550
 1.97000
 2.25000
 4.33250
 
12 ay
 3.33750
 2.44250
 4.51125
 0.10563
 2.00167
 2.31833
 4.37875
 

Bu veriler 2001 dönemi sonuna aittdir.

 

D.  Reeskont işleminde kullanılacak oran

 

TL cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların reeskontunda

 

-                      Senetlerde faiz oranı belirtilmiş ise bu oran

-           Böyle bir oran belirlenmemiş ise Merkez Bankası'nın belirlediği resmi iskonta oranı

 

dikkate alınacaktır.

 

 

 

Yabancı para cinsinden düzenlenmiş senede bağlı borç ve alacakların reeskontunda ise

 

-                      senet üzerinde yazılı olan oran ,

 

-                       böyle bir oran belirtilmemişse  LIBOR oranı  kullanılacaktır.

 

Banka ve bankerler ile sigorta şirketleri ise senede bağlı olsun olmasın bütün alacaklarını ve borçlarını Merkez Bankası resmi iskonto haddini veya muamelelerinde uyguladıkları faiz oranlarını kullanmakta seçimlik hakka sahip bulunmaktadır. Bu şirketlerin yabancı para cinsinden olan borç ve alacaklarının reeskontunda ise senette yazılı oranın, yoksa LIBOR oranının dikkate alınacağı tabiidir.Yani banka ve bankerler ile sigorta şirketlerinin yabancı para cinsinden olan borç ve alacakları senetli ise senette yazılı oran, senetsiz ise LIBOR oranı üzerinden reeskonta tabii tutulacaktır.

 

E.  İskonto yöntemi

 

 02.03.1995 tarih ve 238 Sıra No'lu V.U.K. Genel Tebliğinde Merkez Bankası resmi iskonto haddi olarak bankanın kısa vadeli avans işlemleri için belirlediği faiz oranının dikkate alınacağı belirtilmiş ve reeskont işleminde iç iskonto yöntemine göre reeskont işlemlerinin yapılacağı açıklanmıştır.

       

238 Sıra No'lu Genel tebliğde yapılan açıklamalara göre uygulanacak iç iskonto formülü ile Merkez Bankası'nın kısa vadeli avans işlemleri için belirlemiş olduğu reeskont oranı aşağıda belirtilmiştir.

 

Uygulanacak Formül                      F=A-[ Ax360/360+mxt ]

 

F= Reeskont tutarı                   m= Faiz oranı

 

A= Senedin nominal değeri      t = vade

F.  Reeskont ve avans işlemlerinde uygulanacak iskonto ve faiz oranları
 

17.05.2002 tarih ve 24758 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan tebliğ ile reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık % 55, avans işlemlerinde uygulanacak faiz oranı ise yıllık %  64 olarak değiştirilmiştir.

 

Buna göre 238 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu genel tebliği gereğince reeskont tutarının hesaplanmasında; reeskonta tabi tutulacak senet üzerinde faiz oranının belli olmaması halinde reeskont uygulamasında esas alınması gereken oran % 64 ‘dür.

 

 

 

 

G.  Muhasebe Kayıtları

 

Alacak  senedinde

 

Senetli alacaklar reeskont işlemine tabi tutularak bilanço günündeki değerine indirgenir. Böylece reeskontun yapıldığı döneme ait olmayan hasılat ilgili döneme mal edilmiş olur.

 

31.12.2002 tarihinde işletmeye 90 gün vadeli olarak verilen 10 milyar  lira nominal değerli bir senet için reeskont işlemleri aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

 

A=10                                                    F=10 -[10 x 360 / ( 360 + 90 x 0.64) ]

m=%64                                                F=10 -  8.62

t=90 gün                                              F=   1.38   MTL.

                         

___________________  /  ________________________

 

657-Reeskont  faiz giderleri                             1.38

                        122-Alacak Senetleri Reeskontu          1.38

__________________  /  _________________________

 

İzleyen hesap dönemi başında şu kayıt yapılır:

___________________  /  ________________________

 

122-Alacak Senetleri Reeskontu                      1.38

                        647-Reeskont Faiz Geliri                     1.38     

__________________  /  _________________________

 

Borç senedinde

 

Borçlar reeskonta tabi tutularak borçların değerleme gününden sonraki döneme isabet eden vade kısmına ilişkin vade farkı tutarları ilgili olduğu döneme mal edilir.

 

5 MTL tutarındaki borç senedinin reeskont işlemi sonucu tasarruf değeri 4.2 MTL hesaplanmışsa

____________________   /   __________________________

 

322  Borç Senetleri Reeskontu                   0.8

                         647 Reeskont Faiz Gelirleri              0.8

____________________   /  ___________________________

 

 

 

 

 

İzleyen hesap dönemi başında aşağıdaki kayıt yapılır:

 

____________________   /   __________________________

 

657 Reeskont Faiz Giderleri                       0.8

                         322  Borç Senetleri Reeskontu          0.8

____________________   /  ___________________________

 

H.  Reeskont Konusunda Diğer Uyarılar

 

-Teminata veya tahsilata verilen alacakla senetleri reeskonta tabi tutulabilir.

 

-Şüpheli alacak karşılığı ayrılmış senetli alacaklar için reeskont hesaplanmaz.

 

-Müflisten olan alacaklar için reeskont hesaplanmaz

 

-Hatır senetleri reeskonta tabi tutulmaz.

 

- Reeskont hesapları izleyen hesap döneminde ters kayıtla kapatılmalıdır.

 

8.      Dönem sonu stok sayım farkları

 

İşletmeler dönem sonlarında stoklarının fiili envanterini ve kaydi envanterini tespit etmeli ve karşılaştırmalıdır.  Farklılık bulunması halinde kaydi envanter fiili envanter seviyesine getirilmelidir. Değerlemede fiili envanter sonuçları dikkate alınmalıdır. Değerleme sonucu ortaya çıkan stok sayım noksanlıları ve fazlalıkları doğrudan gelir gider hesaplarına yansıtılmak yerine sebebi bulunana kadar 197 ve 397 no.lu hesaplarda takip edilmelidir.

 

Sebebi bulunamayan sayım fazlasının muhasebeleştirilmesi:

_______________ / _______________

153 Ticari Mallar

            397 Sayım Fazlası

_______________ / _______________

397 Sayım Fazlası

            679 Olağan Dışı Gelir ve Karlar

_______________ / _______________

 

Sebebi bulunamayan sayım noksanın muhasebeleştirilmesi:

_______________ / _______________

197 Sayım Noksanı

            153 Ticari Mallar

_______________ / _______________

 

_______________ / _______________

689 Olağan Dışı Giderler

689 KDV’si

            197 Sayım Noksanı

            391 Hesaplanan KDV

_______________ / _______________

 

Sebebi bulunamayan stok sayım noksanına ilişkin KDV’nin ve noksan tutarının kurumlar vergisi matrahının tespitinde KKEG olarak dikkate alınması gerektiği unutulmamalıdır.

9.      2002 satışları nedeniyle bayilere ödenecek satış primleri

 

Söz konusu satış primlerinin bayilerden alınacak ciro primi faturalarıyla tevsik edilmesi gerekmektedir. Uygulamada bayilerin bu faturaları 2003 yılında kesme eğiliminde oldukları bilinmektedir. Bu durum ise zaman zaman vergi otoritesi tarafından eleştirilmekte 2003 tarihli faturaların 2002 yılında gider yazılamayacağı iddia edilmektedir. Bu nedenle bu konuda aşağıdaki şekilde hareket edilmesi yararlı olacaktır.

 

1                    Mümkün olduğu ölçüde ciro primleri 2002 yılı içinde belirlenerek, bayilerden de 2002 tarihli faturalar alınmalıdır.

 

2                    Bayilerden gelen faturaların 2003 tarihini taşıması halinde, fatura açıklamasında mutlaka “2002 yılı ciro primi” olduğu belirtilmelidir. Bu durumda 2002 sonu itibariyle hesaplanan ciro primi tutarları 2002 yılı giderleriyle (karşılık ya da beyannamede düşme yoluyla) ilişkilendirilebilecektir.

 

  3         Yıl sonunda henüz faturası alınmamış bu tutarlarla ilgili olarak da karşılık ayrılması   yerinde olacaktır. Ancak, bu karşılıkların gider olarak kabulu konusunda  önerimiz Maliye Bakanlığı’ndan yazılı görüş talep edilmesidir. Çünkü, Bakanlık bu konuda karşılık yoluyla gider yazılamayacağı görüşündedir.

10.      Amortisman uygulamasına ilişkin hatırlatmalar

 

A.  Genel açıklama

 

Amortisman, işletmeye dahil gayrimenkul ve sabit kıymet niteliğindeki diğer maddi kıymetlerle, gayri maddi kıymetlerin değerlerinde meydana gelen azalmaların muhasebe kayıtlarına alınarak, sonuç hesaplarına yansıtılması ve bu suretle değeri düşen kıymetin değerindeki düşmenin gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması olarak tanımlanabilir.

 

Amortisman konusu, VUK’nun 313-321. maddelerinde düzenlenmiştir.

 

VUK’nun 313. maddesine göre, bir iktisadi kıymetin amortismana konu edilebilmesi için aşağıdaki şartların birarada bulunması gerekmektedir;

 

-           Sabit kıymet işletmede bir yıldan fazla süre ile kullanılmalı ya da teknik olarak kullanıma hazır vaziyette durmalıdır.

 

-           Amortismana tabi tutulacak olan kıymet yıpranma, aşınma veya kıymetten düşmeye maruz bulunmalıdır. (Bu şart gereği olarak sadece tarım işletmelerinde tarımsal amaçla kullanılan araziler veya herhangi bir işletme tarafından inşa edilen yollar ve harklar dışında kalan diğer boş arazi ve arsalar amortismana tabi tutulamazlar.)

 

-           Amortismana tabi tutulacak olan kıymet işletmenin aktifinde (envanterinde) kayıtlı olmalıdır.(Bu şart gereği envantere dahil olmayan sabit kıymetler işletmede fiilen kullanılsalar bile amortismana tabi tutulamazlar.)

 

-           Değeri 250.000.000 TL’sını aşmayan sabit kıymetler amortismana tabi tutulmaksızın doğrudan gider kaydedilebilirler.

 

B.  Amortisman yöntemleri

 

a                      Normal Amortisman

 

VUK’nun 315. maddesine göre mükellefler amortismana tabi sabit kıymetlerinin aktif değerini %20 nispetinden fazla olmamak şartıyla istedikleri oranda amortisman uygulayarak yok edebilirler. Ancak arazi ve binalar ile %20 oranından daha fazla bir oranda amortismana tabi tutulabilecek sabit kıymetler için uygulanacak oranları Maliye Bakanlığı belirler ve ilan eder. Bakanlık, bu yetkisini 18.10.1983 tarih ve 153 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile kullanmıştır.

 

Normal Amortisman yönteminde amortismanın uygulanacağı süre, 1(bir) rakamının sabit kıymetin aktife girdiği ilk yılında uygulanan amortisman oranına bölünmesi yoluyla bulunur.

 

b                      Azalan Bakiyeler Usulünde Amortisman

 

Azalan Bakiyeler Usulünde Amortisman VUK’nun mükerrer 315. maddesi ile sadece bilanço usulüne göre defter tutan mükelleflere tanınmış bir haktır. Bu yöntemde mükellefler normal amortisman yönteminden farklı olarak sabit kıymetlerinin amortismanlarını kıymetin aktif değeri üzerinden değil, kıymetin aktif değerinden aynı kıymete ait birikmiş amortismanın çıkarılması yoluyla hesaplanan net defter değeri üzerinden ayırırlar. Ancak bu yöntemde uygulanan amortisman oranı normal amortisman yönteminde uygulanan oranın iki katıdır. İçinde bulunduğumuz enflasyonist ekonomik koşullar göz önünde bulundurulduğunda bu yöntem normal amortisman yönteminden daha cazip olarak nitelendirilebilir.

 

c                      Amortisman  Yöntemi Değişiklikleri

 

Başlangıçta azalan bakiyeler yöntemini seçenler için daha sonra normal yönteme geçmelerinde vergi kanunları açısından herhangi bir sakınca yoktur. Ancak, normal usulden azalan bakiyeler usulüne geçiş yasaklanmıştır.

 

d                      Binek Otolarda Kıst Amortisman Uygulaması

 

Kıst amortisman uygulaması, vergi kanunlarımıza 4008 sayılı Kanun ile girmiş, daha sonradan 4108 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu’nun 320/2. maddesine yapılan değişiklikle, uygulama sadece binek otomobillere hasredilmiştir.

 

Bu bağlamda faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır.Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilir.

 

C.  Amortismanın esas alınacağı iktisadi kıymetin değeri

 

VUK’na göre sabit kıymetlerin amortismana konu olacak değerleri maliyet bedelleridir. Aynı Kanunun 262. maddesinde maliyet bedeli, iktisadi kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin arttırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamı olarak belirtilmiştir.

 

Bu giderlere örnek olarak nakliye ve montaj masraflarını, ithalatta gümrük masraflarını ve gümrük vergisini, eğer sabit kıymetin alımında döviz yada kredi kullanılmışsa sabit kıymetin aktife alındığı dönemin sonuna kadar oluşan kur farkı ve faiz giderlerini sayabiliriz.

 

D.  Sabit Kıymete Sonradan Eklenen Değerlerin Amortisman Karşısındaki Durumu

 

Sabit kıymetin maliyetine aktife alındığı yıldan sonra eklenen maliyetler konusu tartışmaya açık bir konudur. Ancak, genel kabul görmüş olan uygulamaya göre eklenen maliyet, eğer sabit kıymetin kapasitesini arttırıcı bir ilave ise, sabit kıymetin kalan amortisman süresi içinde eşit tutarlarda, eğer sabit kıymetin kullanım süresini arttırıcı bir ilave ise yeni bir sabit kıymet gibi değerlendirilerek sabit kıymetin amortisman oranı ile sabit kıymetin amortisman süresinden bağımsız şekilde yokedilirler.

 

 

 

E.  Yeniden Değerleme  ve Amortisman

 

Yeniden Değerleme, Maliye Bakanlığı tarafından mükelleflerin enflasyon sebebiyle haksız vergilenmesini engellemek amacıyla çıkartılmış ve VUK’nun mükerrer 298. maddesinde düzenlenmiştir. Bu uygulama ile mükelleflerin aktiflerinde yeralan kıymetlerin cari değerlerine getirilerek amortisman giderlerinin gerçekçi olması sağlanmaktadır.

 

Bilindiği üzere bir sabit kıymet için yeniden değerleme yapıldığında amortisman yeniden değerlenmiş tutar üzerinden ayrılmakta bu işlemde amortisman giderlerinin artmasını sağlamaktadır.

 

Değerleme işlemi ilgili sabit kıymetin net değerine yeniden değerleme oranının uygulanması sureti ile yapılır. 2002 yılında uygulanacak olan değerleme oranı 281 seri numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile % 59 olarak duyurulmuştur.

 

4369 Sayılı kanun VUK’nun Yeniden Değerlemeye ilişkin hükümlerinde önemli değişiklikler yapılmıştır. Bunlardan birisi aşağıda açıklayacağımız özel maliyet bedellerinin yeniden değerleme kapsamına alınmış olması bir diğeri ise maliyet bedellerine eklenen kredi faizlerinin yeniden değerleme kapsamından çıkarılmış olmasıdır. Bu bağlamda aktifleştirilen iktisadi kıymetlerin maliyet bedellerine eklenen kredi faizleri yeniden değerlemeye tabi tutulmayacak ve ilgili sabit kıymetin maliyet bedelinden ayrı olarak aktifleştirildikleri değer üzerinden amortismana tabi tutulacaklardır.

 

Kayıtlı değeri 100, birikmiş amortismanı 60 olan sabit kıymete ilişkin değerleme ;

 

Sabit kıymette meydana gelen değer artışı                   100* 0.59 =  59

Birikmiş amortismanlarda mey gelen değ. artışı              60* 0.59 =  35.4

YDDA fonu       ( 52.1-31.26 )                                                                           =  23.6 ve kayıt

 

_____________________   / _________________________

250      Sabit Kıymetler                        59

                       257 Birikmiş Amortismanlar       35.4

                       522 YDDA fonu                                         23.6

_____________________  /  _________________________

 

şeklinde olacaktır.       

 

F.  Özel maliyetlerde amortisman

 

Özel maliyetler VUK’nun 327. maddesine göre kira süresi içerisinde eşit tutarlarla itfa edilirler. Ancak kira süresinin bitiminden önce kiralanan gayrimenkulün boşaltılması halinde kalan özel maliyet bedeli bir kerede gider kaydedilir.

 

Kiralama süresinin belli olmaması halinde ise genel kabul görmüş uygulamaya göre Özel Maliyet bedeli genel amortisman oranı olan % 20 oranı ile 5 yılda itfa edilir.

 

4369 sayılı Kanun’un VUK 298/ 1’nci maddesinde yaptığı değişiklikle özel maliyet bedelleri yeniden değerlemeye konu olacak  kıymetler arasına dahil edilmiştir.

 

11.      Banka kredileri

 

İşletmelerin banka ve kredi kuruluşlarından temin ettikleri kaynaklar bilançosunun kısa veya uzun vadeli yabancı kaynakları içinde bu kalemde gösterilmelidir. Banka kredisi borçlarından TL bedelli olanlar mukayyet değeri ile değerlenir. Döviz bedelli kredi borçların mukayyet bedeli ise Maliye Bakanlığı’nca yayımlanmış (ilgili yabancı paraya ilişkin) döviz alış kuru ile hesaplanacak kur farkı da dahil edilerek tespit edilir.

 

A.  Kıst dönem faizi hesaplaması:

 

Banka kredilerinin dönem sonu değerlemesinde dönem içi en son borç ödeme tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar geçen günler için kredi kullanım karşılığı olmak üzere kredi faiz oranı kullanılarak işletmelerce faiz hesaplanıp tahakkuk ettirilmelidir. Ancak tahakkuk ettirilen bu faizin gider yazılıp yazılamayacağı hususunda vergi otoriteleri arasında uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. Banka kredi faizlerinin döneme isabet eden kısmının dönem sonlarında tahakkuk yoluyla gider yazılması uygulaması yaklaşık 50 yıldan bu yana uygulanmasına rağmen, son bir kaç yılda bu uygulama eleştiri konusu olmuş ve bu konuyla ilgili tarhiyatlar yargıya intikal etmiştir.

 

Kurumlar Vergisi Kanununda bu konuyla ilgili açık bir hüküm olmaması yargıda farklı kararların oluşmasına neden olmuş, bazı Vergi Mahkemeleri mükelleflerin bu uygulamasını hukuka uygun bulurken, bazıları da hukuka aykırı bulmuştur.

 

Vergi Mahkemelerince verilen kararların Danıştay’a intikalinden sonra da görüş ayrılıkları devam etmiş, neticede Danıştay dairelerinden farklı yönde kararlar çıkmıştır.

 

Mevcut durumda; Danıştay 4. Dairesi, oy çokluğu ile bu uyuşmazlıkta vergi idaresini haklı bulurken, Danıştay 3. Daire oybirliği ile mükellefleri haklı bulmaktadır. İçtihatların bu şekilde farklılaşmış bulunması nedeniyle kesinleşen birbiriyle zıt kararlar için “içtihatların birleştirilmesi”  talep edilecektir.

 

 İçtihatın 3. Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesinin hukuka uygun olacağını düşünmekteyiz. Çünkü; 3. Daire kararlarında; uyuşmazlık konusu olayda “tahakkuk esasının” uygulanması gerektiği, kredinin vadesinin gelmemiş olmasının buna bir engel teşkil etmediği, dönem sonu itibari ile döneme isabet eden kredi faizi tutarının tam olarak hesaplanabildiği, bu tutarın gider olarak kayıtlara intikalinin “dönemsellik” ilkesi gereği olduğu vurgulanmakta, bu anlamda 50 yıllık uygulamanın hukuka uygun olduğu ifade edilmektedir.

 

Bu konuyla ilgili gelişmeleri yine duyuracağız.

 

B.  Kredi faizlerinin aktifleştirilmesi:

 

163 seri numaralı VUK genel tebliğine göre yatırımların finansmanında kullanılan kredilerle ilgili faizlerin kuruluş dönemine ait olanların sabit kıymetle birlikte amortisman yoluyla itfa edilmek üzere yatırım maliyetine eklenmesi gerekmektedir. İşletme dönemine ait olanların ise ilgili bulundukları yıllarda doğrudan gider yazılması yada maliyete intikal ettirilerek amortismana tabi tutulması mümkündür. Diğer bir deyişle, sabit kıymet ediniminde kullanılan kredilerin ilk yıl faizleri ile yatırım kredilerinin yatırım dönemi faizlerinin ilgili aktif değerine eklenmesi gerekmektedir. Bu tarihten sonra ortaya çıkan faizlerin ise maliyetlere eklenmesi ihtiyaridir. Doğrudan gider kaydı yapılabilir.

 

163 nolu VUK tebliği uyarınca ihtiyari olarak sabit kıymet maliyetine eklenmeyerek doğrudan gider yazılan finansman gider ve maliyetleri gider kısıtlamasına konu olacaktır.

 

12.  Karşılıklar

 

İşletmeler bilanço tarihi itibariyle belirgin olarak ortaya çıkan ancak tutarı tam olarak kesinleşmeyen veya henüz tahakkuk etmemiş olan borçları için karşılık ayırabilirler. Bilançonun yabancı kaynakları içinde gösterilen karşılıklar gerçek bir yabancı kaynağı ifade etmeyip hesaben yapılan aktarmaları ifade etmektedir.

 

VUK 287 maddesi ile ‘gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin tahsil olunan hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan giderlerin mukayyet değerleri üzerinden pasifleştirmek suretiyle değerleneceği’ ve VUK 288 maddesi ile de ‘hasıl olan veya husulü beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlara karşılık dendiği ve karşılıkların mukayyet değerleriyle pasifleştirmek suretiyle değerleneceği’ belirlenmiştir.

 

İşletmelerde en çok kullanılan karşılıklar ve işleyileri şu şekildedir:

 

A.  Vergi ve diğer yasal yükümlülükler karşılıkları:

 

İşletmelerin cari dönemde kar elde etmeleri durumunda bu karlar üzerinden izleyen yıl içinde beyan edilip ödenecek kazanç vergileri için tek düzen hesap planı uyarınca vergi karşılığı tesis edilmesi ve dönem sonu bilançosunda (bilanço pasifinde) 370 nolu hesap kullanılarak gösterilmesi zorunludur. Vergi karşılığının hesaplanmasında kazanç vergileri üzerinden hesaplanacak stopaj ve fon tutarı dikkate alınacaktır. Bu vergi kurumlar vergisinin tahakkuk ettirilmesi ile kapatılır.

 

Mükellef tarafından hesaplanacak vergi ve diğer yasal yükümlülükler karşılıkları mukayyet bedel ile değerlenir ve bu bedelle bilançoya aktarılır. Cari yıl kazancına mahsuben peşin ödenen vergiler de bilanço pasifinde, vergi ve diğer yükümlülük karşılıklarının altında 371-Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yasal Yükümlülükler hesabında negatif olarak gösterilir. Böylece vergi karşılığı bilançoya gerçek net değeri ile aktarılmış olur.

 

Örneğin bir işletme 2002 yılında 10,000,000,000 TL tutarında mali kar elde etmiş ve 2,000,000,000 TL tutarında geçici vergi ödemiştir. Bu işletmenin dönem sonu vergi karşılığı değerleme kaydı şöyledir:

 

____________________________ / ____________________________

691- Dönem Karı Vergi ve Diğer Yükümlülükler Karşılıkları              3,300,000,000         

                              370-Dönem Karı Vergi ve Diğer Yasal Yüküm. Karş.             3,300,000,000

____________________________ / ____________________________

371- Dönem Karının Peşin Ödenen Vergi ve Diğer Yükümlülükler     2,000,000,000         

                              193- Peşin Ödenen Vergi ve Fonlar                                          2,000,000,000   

____________________________ / ____________________________

 

İşletmenin ödediği geçici vergi tutarı, hesaplanacak kazanç vergisinden fazlaysa kazanç vergisi kadarlık kısmı 371 nolu hesaba aktarılacaktır. Geriye kalan kısım 193 nolu hesapta bekletilecek ve bilanço aktifinde varlıklar arasında gösterilecektir.

 

B.  Kıdem tazminatı karşılığı:

 

İşletme tarafından ilgili kanunlarda yer alan esaslara göre kıdem tazminatlarından dönem içinde ödenmeyen kısım için karşılık ayrılır. Bu tazminatlardan bilanço tarihi itibariyle bir yıl içinde ödenmesi öngörülenler kısa vadeli yabancı kaynaklar içinde (372- Kıdem Tazminatı Karşılığı), daha sonra ödenmesi öngörülenler ise uzun vadeli yabancı kaynaklar içinde (472- Kıdem Tazminatı Karşılığı) gösterilir.

 

İşletmelerde İş Kanunu’na tabi olarak çalışan personelin hakettiği kıdem tazminatları için ayrılan karşılıklar vergi kanunlarına göre kanunen kabul edilmeyen gider niteliğindedir. Kıdem tazminatlarının kanunen kabul edilir gider niteliği taşıyabilmeleri için fiilen ödenmeleri gerekmektedir.

 

C.  Maliyet giderleri karşılığı:

 

Standart maliyet yöntemini kullanan işletmelerde fiili maliyet yöntemini kullanan işletmeler bütün giderlerin fiilen ortaya çıkmasını beklemeden önceden giderlerini bütçeleyerek üretim maliyetlerini oluşturur. Bütçeleme işi maliyet gider karşılığı ayrılmak suretiyle yapılır. Bütçelenen gider fiilen ortaya çıktıkça karşılık hesabı kapatılır. Bu işlemden amaç üretim giderlerinin üretim dönemi maliyetlerine intikal etmesini sağlamaktır. Dönem sonu itibariyle bu şekilde ayrılmış olan maliyet gideri karşılıkları 373 hesap vasıtası ile mukayyet bedeli ile değerlenerek bilançoya kaydolunur.

 

D. Personele ödenecek temüttü karşılıkları:

 

Dönem sonlarında personele kardan verilecek paya ilişkin olarak yönetim kurulunun genel kurula götüreceği teklif kadar bir tutar karşılık yolu ile gider yazılır.

 

İzleyen yıl genel kurulda şayet teklif onaylanırsa, Nisan ayında verilen Kurumlar Vergisi beyannamesinde, karşılık yolu ile gider olarak dikkate alınan tutar vergi hesabında da gider olarak dikkate alınır. Ücret niteliğinde olan bu ödemenin gelir vergisi stopajı, genel kurulun yapıldığı ay itibari ile yapılmalı ve aynı ayın muhtasar beyannamesi ile beyan edilmelidir.

 

Diğer taraftan genel kurul 30 Nisan’dan sonra yapılırsa veya 30 Nisan’dan önce yapılıp personele temettü dağıtımı onaylanmazsa karşılık ayrılıp gider yazılan tutar vergi hesabında KKEG olarak dikkate alınmalıdır.

 

E.  Aralık Ayı Telefon, Su, Elektrik Doğal Gaz Bedelleri Karşılığı:

 

Dönem sonlarında bu tutarlar için karşılık ayırmak suretiyle gider yazılabileceği gibi, fatura tarihinde ait olduğu döneme bakılmaksızın gider yazılmasında bir sakınca yoktur. Diğer bir deyişle 2003 yılında 2003 tarihli ve 2002 dönemine ait faturalar da gider yazılabilir.

 

Ancak karşılık yolu ile giderleştirilecek faturaların KDV hariç tutarları kadar karşılık ayrılması gerektiği unutulmamalıdır.

13.      2003 yılında gelen geçmiş döneme ilişkin faturalar

 

2003 yılında kayıtlara alınan 2002 dönemine ilişkin yurtiçi ve yurtdışı faturaların muhasebesi ile Kurumlar Vergisi ve Katma Değer Vergisi uygulamaları şu şekildedir:

 

Dönemsellik ilkesi gerek vergi kanunlarımız gerekse muhasebe uygulamaları genel tebliğlerinde  yer almaktadır. Dönemsellik ilkesi uyarınca faaliyet sonuçları ilgili olduğu dönemde değerlendirilir. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet, gider ve zararlarla karşılaştırılması bu kavramın gereğidir.

 

1. Kapanış işlemleri tamamlanmadan gelen 2003 tarihli 2002 dönemine ilişkin faturalar: Bu faturalar yukarıda bahsedilen dönemsellik ilkesi gereği sadece 2002 yılı vergi hesabında gider olarak dikkate alınabileceğinden; 2002 yılı kayıtlarında tahakkuk yolu ile giderleştirilmeli, KDV’si ise ilgili olduğu 2003 döneminde indirim konusu yapılmalıdır.

 

2. Kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra gelen 2002 tarihli faturalar: Bu faturalardan Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilene kadar gelenler yeni hesap dönemi kayıtlarına “681 Geçmiş Dönem Gider ve Zararları” olarak  kaydedilmelidir. Bu hesapta Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilene kadar biriken tutarın  Kurumlar Vergisi Beyannamesinde belirtilmek suretiyle matrahtan indirim olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır. Bu tutar kayıtlarına alındığı yılın Kurumlar Vergisi hesabında ise kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmalıdır.

 

Söz konusu faturalardan yurt içi olanlarına ait katma değer vergilerinin ise yıl sonunda karşılık ayrılmak suretiyle gider olarak dikkate alınabileceğini düşünüyoruz.

 

Yurt dışından geç gelip yukarıda değinildiği şekilde kayıtlara alınacak ve üzerinden sorumlu sıfatı ile katma değer vergisi beyanı yapılması gereken faturalarda ise KDV indirimi farklılık arz etmektedir. Sorumlu sıfatı ile beyan edilen katma değer vergisinin indirimi 2 no’lu katma değer vergisinin verildiği ay itibariyle yapılabilmektedir. Dolayısıyla bu katma değer vergileri kanunen kabul edilmeyen gider olarak değil indirilecek KDV olarak dikkate alınabilecektir.

 

3. Kapanış işlemleri tamamlandıktan sonra gelen 2003 tarihli 2002 dönemine ilişkin faturalar: Yukarıda bahsedildiği gibi Kurumlar Vergisi Beyannamesi verilene kadar gelen faturaların yeni hesap dönemi kayıtlarına “681 Geçmiş Dönem Gider ve Zararları” olarak  kaydedilmeli, bu hesapta biriken tutarlar da Kurumlar Vergisi Beyannamesinde indirim olarak dikkate alınmalıdır. Yine kayıtlara alındığı yılın beyannamesinde tutar KKEG olarak dikkate alınacaktır.

 

14.      Finansman  gider kısıtlaması

 



Linkback: http://www.forumstajer.com/donem-sonu-muhasebe-islemleri-t889.0.html


Paylaş facebook

  Konu / Başlatan Yanıt / Gösterim Son İleti
question
Bu Hafta Sonu Finansal Muhasebe Dersinden Deneme Yapalım Mı?

Başlatan SMMM Ümran KALINSAZLIOĞLU

73 Yanıt
19331 Gösterim
Son İleti 21 Aralık 2010, 00:11:26
Gönderen: BETÜL_20
xx
SINAV SONU ...

Başlatan muhasebe68

3 Yanıt
2668 Gösterim
Son İleti 25 Mart 2010, 13:08:06
Gönderen: Z!F!R
xx
tasfiye sonu bilançosu

Başlatan kadir21

1 Yanıt
2610 Gösterim
Son İleti 14 Ekim 2012, 16:19:32
Gönderen: SMMM Gökhan GÜLBEK
xx
SONU 5 OLAN SAYILARIN KARELERİNİ KOLAY BULMA

Başlatan achilles

1 Yanıt
4270 Gösterim
Son İleti 15 Eylül 2011, 23:35:36
Gönderen: Filiz Türkoğlu